Seminer

now browsing by tag

 
 

Seminer – 2 Haziran 2015 – Genç Kalmanın Sırları – Gönül Kırgız

Güzellik uzmanı Gönül Kırgız tarafından sunulan seminerde “Genç Kalmanın Sırları” konusunda tüm bay ve bayanların faydalanacakları bir çok bilgi verilmiştir. Güzellik salonlarında kullanılan cilt bakımı için uygulamaların ve kullanılan teknik ve cihazların tanıtımı da yapılan seminerin fotoğrafları ve videosu aşağıda verilmiştir.

[embeddoc url=”http://ataturk.org.au/wp-content/uploads/docs/AAKM-GONUL-FACIAL-PRESANTATION-02-06-2015.pptx” download=”all” viewer=”google”]

[embeddoc url=”http://ataturk.org.au/wp-content/uploads/docs/AAKM-GONUL-DERMABRASION-PRESANTATION-02-06-2015.pptx” download=”all” viewer=”google”]

2014 Nisan 8 – Seminer Ağız Sağlığı ve Genel Sağlıkla İlişkisi

8 Nisan 2014 Salı akşamı saat 7’de Avustralya Atatürk Kültür Merkezi’nin Toplumla Kucaklaşma Semineri konuğu Diş Hekimi Dr. Eylül Ergüven hanımefendi idi. Ağır soğuk algınlığı geçiriyor olmasına rağmen semineri iptal etmediği için Avustralya Atatürk Kültür Merkezi çok minnettar olduğunu bu blog sayesinde bir defa daha ifade ediyor.

Ağız Sağlığı ve Genel Sağlıkla İlişkisi hakkında ayrıntılı bilgiler veren Dr. Ergüven, hür dikkat, ilgi ve alaka ile dinlendi. İki bölüm halinde gerçekleştirilen seminerin birinci bölümü A dan Z ye ağız sağlığı ile ilgili bilgi dolu olup, bir buçuk saatden fazla sürdü.

Dr. Eylül, “Ağız sağlığı ve genel sağlık birbirlerini olumlu ve olumsuz yönde etkileyebilirler. Ağızdaki problemler ,vücuttaki bozuklukların belirtisi olabilirler.” dedi.

İkinci yarıda diş ve diş eti sağlığını koruma yolları ve kosmetik dişçilik gibi önemli konulara değinip, sorulara cevap verdi.

Fotograf Galerisi:

1. Bölüm Video:

2. Bölüm Video:

Seminer Sunum Görselleri:

[gview file=”http://www.ataturk.org.au/wp-content/uploads/pdf/AAKM-Presentation-2014.04.08-Agız-ve-Diş-Sağlığı-Semineri.pdf”]

2013 EKİM 1 – SEMİNER: KANSER – ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI

AAKM Makale - Hurriyet - OmerCan Banner 2013.v3

AVUSTRALYA ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ SEMİNERİ – KANSER ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI

Avustralya Atatürk Kültür Merkezi (AAKM – www.ataturk.org.au) Ekim ayı Toplumla Kucaklaşma Semineri konusu KANSER – Çağımızın Hastalığı idi. Büyük ilgi gören seminer Sydney Üniversitesi Eğitim ve Araştırma görevlisi Dr. Ramin Farahani tarafından sunuldu.

Dr. Farahani kanser hakkında tıbbi ve genel bilgiler vererek başladığı bilgilendirme seminerinde;

  • Kanser nedir ve nasıl gelişir?
  • Kanserin oluşumuyla ilgili modern kavramlar nelerdir?
  • Kanseri önlemek mümkün müdür?
  • Kanser tedavisi alanında çağımızın en önemli buluşları nelerdir?

gibi önemli konuları içeren sunumunun ilk bölümünde kanserle ilgili bazen şaşırtıcı bazen az yada toplum tarafından hiç bilinmeyen bilgiler sundu.

Sydney Üniversitesinde Türk asıllı bir bilim adamı olarak profesyonel araştırma görevlisi olan Dr. Farahani; seminerin ikinci bölümünde kanser alanındaki derin bilgisi ve tecrübesi ile katılanların sorularını cevapladı. Evrim teorisi ve mutasyon gibi çarpıcı açılardan kanser üzerine açıklamalarda bulundu. Bilimsel bakış açısından kanserin insanlar için kaçınılmaz bir mutasyon süreci olduğunu söyleyen bilim adamı, DNA değişimi ve hasarı yüzünden ortaya çıkan çağımızın hastalığı kanserle ilgili teşhis ve tedavi yöntemlerinin büyük bir hızla geliştiğini ve çok yakında özellikle bazı kanser çeşitlerinin erken teşhisi ve daha verimli bir tedavi sonucu vereceğine inandığını ifade etti. Fakat araştırmaların ve kanser alanında çalışan bilim adamlarının büyük bir hızla artmasına rağmen kanser hakkındaki araştırmaların daha çok büyümesi gerektiğini de ekledi.

Bir oturmada içilen bir tabaka nargilenin otuz tek sigaradan alınan nikotin gibi kanser yapıcı maddeler içerdiğini söyleyen Dr. Farahani çağdaş yaşamın verdiği fiziksel tembellik ve tükettiğimiz her türlü yiyecek ve içecek maddesinin doğal olamayan yollarla üretilen katkı maddeleri içerdiğini ve kansere yakalanma olasılığını yüzlerce kart arttırdığını vurguladı. Bir doktor olarak verdiği tavsiyelerle organik yemenin ve her gün en az yarım saat etkili antrenman yapmanın gerektiğini ifade etti. Sigara içmenin kanser yapacağının bilindiğini ve kişilerin genetik yapılarının DNA’larının etkilendiği için kendileri kanser olmasalar bile çocuklarının ve gelecek nesillerinin kanser olma olasılıklarını binlerce kart arttırdıklarını söyleyerek semineri başarılı bir şekilde sonuçlandırdı.

HABER:

Ömer Can Şirikçi

omercan.sirikci@ataturk.org.au

Avustralya Atatürk Kültür Merkezi

—————————————————————————–

Seminer 1. Bölüm

—————————————————————————–

Seminer 2. Bölüm

—————————————————————————–

Foto Galeri

2013 EYLÜL 3 – SEMİNER: KUMAR PROBLEMİ

AAKM Makale - Hurriyet - OmerCan Banner 2013.v3

AVUSTRALYA ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ SEMİNERİ – ÇOKKÜLTÜRLÜ KUMAR PROBLEMİ SERVİSİ SEMİNERİ

Avustralya Atatürk Kültür Merkezi (AAKM – www.ataturk.org.au) Eylül ayı toplumla kucaklaşma semineri konusu Kumar Problemi idi. Multicultural Problem Gambling Services for NSW (MPGS) Çok-Kültürlü Kumar Problemi Servisi Türk görevlisi Nurcan Kıyak Bilingual Counsellor Çifte Lisanlı Danışman Uzman tarafından sunulan seminerde topluma Kumar problemi ile ilgili detaylı bilgiler verildi. “Benim rolüm, kumar problemi ile karşı karşıya olan ve Türkçe konuşan toplum üyelerine veya onların yakınlarına konuyla ilgili hizmet vermektir.” diye seminere başlayan bayan Kıyak, sorularımızı cevapladı.

Bize Multicultural Problem Gambling Services for NSW (MPGS) tanıtabilir misiniz?

MPGS, kültürel ve dil farklılığı olup ta kumar problemi yaşayan kişilere yardım eden bir kurumdur. Bu amaçla, psikolojik danışmanlık hizmeti verir. Bu kurum için çalışan psikolojik danışmanlar alanlarında eğitim ve deneyim sahibi kişilerdir. Bir o kadar önemli olan özelliklerinden biride kumar alışkanlığı olan kişinin içinde büyüdüğü toplumun kumara bakış açısına ve buna ilişkin toplumsal ve kültürel değerlere aşinadırlar. Kendileri de kumar sorunu olan kişiyle aynı toplumun üyeleri oldukları ve aynı dili konuştukları için sorun sahibi kişinin içinde bulunduğu sorunları, bu sorunları aşmak konusunda karşı karşıya kaldıkları engelleri iyi bilirler, bu nedenle destek verdikleri kişilere daha uygun yaklaşabilirler.

Multicultural Problem Gambling Service`in hizmetlerinden kimler yararlanabilir?

Farklı bir dil ve kültürden gelen toplumların üyelerinin kullanımı için oluşturulmuş bir hizmet merkezidir. Kumarla sorunu olan kişiler ve onların ailelerine hizmet etmeyi hedefler.

Ne tur yardımlar sağlar?

•           Ücretsiz ve gizlilik kurallarına uygun psikolojik danışmanlık (Telefonda yada yüz yüze)

•           Bireysel yada aile danışmanlığı

•           Telefonda bilgi ve tavsiye verilir, yada ihtiyaç duyulması halinde kişi uygun servislere sevk edilebilir. (Örneğin parasal ve yasal sorunlarda yardımcı olan kurumlara sevk etme)

•           Toplum eğitim programları hazırlanır.

MPGS için harcanan fonlar nereden sağlanmaktadır?

MPGS, the Community Relations Commission for a Multicultural NSW ve Western Sydney Local Health District tarafından oluşturulan ortak bir inisiyatiftir. Faaliyetlerin sürdürülmesi için gerekli mali kaynak ise, NSW hükümeti bünyesinde kurulan the Responsible Gambling Fund (RGF) adı verilen bir fondan sağlanmaktadır.

Nasıl kontak kurula bilinir?

Aşağıdaki telefon numaralarından yada İnternet sayfasından bize ulaşabilirsiniz.

Main Switch Telefon: (02) 9912 3850

Clinical Consultation and Assessment Service Tollfree: 1800 856 800

Website: www.dhi.health.nsw.gov.au/mpgs

 

HABER:

Ömer Can Şirikçi

omercan.sirikci@ataturk.org.au

Avustralya Atatürk Kültür Merkezi

 

2013 AĞUSTOS 27 – AAKM ZAFER BAYRAMI ve TÜRK SİLAHLI KUVVETLER GÜNÜ KUTLAMA PROGRAMI

AVUSTRALYA ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ ZAFER BAYRAMI ve TÜRK SİLAHLI KUVVETLER GÜNÜNÜ KUTLADI

Avustralya Atatürk Kültür Merkezi (AAKM – www.ataturk.org.au) 91. yıl dönümü dolayısı ile 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 26 Ağustos Türk Silahlı Kuvvetler Günü kutlamalarını bir program çerçevesinde, Türk Dayanışma Derneği binası Sydney Türk Evinde, geçtiğimiz Salı akşamı gerçekleştirildi.

Bu yıl Zafer Bayramının 30 Ağustos 2013 Cuma akşamına rastlamasından dolayı AAKM kutlama programını hafta içinde Türk Dayanışma Derneğinin davetiyesi üzerine Sydney Türk Evinde, toplumdan büyük bir ilgi gördü.

Her yıl olduğu gibi, Türk Dayanışma Derneği bu önemli milli bayram günümüzde, Zafer Bayramı Balosu kutlama sorumluluğunu üzerlerine alıp düzenledikleri için, AAKM kutlama programı halkımıza Cuma akşamı müsait olamayacak vatandaşlara erken bir fırsat sağlamış oldu.

Sydney Başkonsolosluğu Yeni Muavin Konsolosumuz Sayın Cafer Aşık ve Auburn Belediye Meclis Üyesi Sayın Semra Batık hanımefendinin katıldığı Zafer Bayramı kutlama programını Avustralya Atatürk Kültür Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Cihan Özdemir hanımefendi yönetti. Cihan hanımın açılış konuşmasının ardından bir dakikalık saygı duruşu, Türkiye ve Avustralya milli marşları söylendi. AAKM Başkanı Sayın Fevzi Özdemir Bey günün anlam ve önemini belirten duygulu ve içten bir konuşma yaptı.

Sydney Muavin Konsolosumuz Cafer Aşık bey topluma ilk defa Avustralya Atatürk Kültür Merkezi tarafından hazırlanan programda seslendiği konuşmasında “Başta ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bağımsızlığımızın ve özgürlüğümüzün ölümsüz sembolleri tüm gazi ve şehitlerimizi bir kez daha saygı ve rahmetle anıyor hepinizin Zafer Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum” dedi.

“Büyük Zaferin yıldönümünü gururla  kutlamanın ve sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum” diyen Auburn Belediye Meclis Üyesi Sayın Semra Batık hanımefendinin ardından AAKM Gençlik Kolu Başkanlarından Nazlı Şendurgut hanımefendi Türk İstiklal Harbi, Türk Silahlı Kuvvetleri Günü ve Zafer Bayramı konuşmasında “Türk’ün zafer günü olan 30 Ağustos’u Türk Ulusunun evlatları olarak, bu zaferi yaratan kahramanların manevi huzurunda övünçle kutluyoruz.” dedi.

AAKM Sayın Gençlik Kolu Başkanlarından Gizem Sakallı yaptığı konuşmasının ardından, AAKM üyesi Sayın Türkan Can’ın “Toplum Beni Acıtıyor ATAM!!!” şiirini okuyup çok alkış aldı.

Eğitim Kültür Derneği Başkanı Sayın Fatma Yücel’de kutlama programına duygulu bir şiir okuyarak devam etti. Fatma Yücel’in öğrencilerinin hazırladığı Zafer Bayramı Resim ve Kolaj Çalışmaları toplantı salonunda sergilendi ve katılanlar tarafından büyük ilgi gördü.

Toplumumuzdan 80 yaşında Sayın Tevfik Mengi Bey kendi şiiri olan “Çanakkale Şehitleri” şiirini yüksek sesle çok içten bir şekilde okurken, yaşadığı duygularla yeri göğü inletti.

Ardından Sayın Ayhan Sütçüoğlu 22 yaşında iken 1945’de yazdığı “Kim Demiş” adlı kendi şiirini okudu ve çok alkış aldı.

Programa AAKM Gençlik kolundan Kağan Dökümcü Sesi ve Nazlı Şendurgut Çellosu eşliğinde canlı müzikle devam etti.

Atatürk’ün kendi sesinden 10. Yıl Nutku ve yine Atatürk’ün Bursa Nutku video gösterilerinden sonra, çay meşrubat, börek ve pasta ikramı ile kutlama programı başarı ile sonuçlandı.

 

HABER:

Ömer Can Şirikçi

omercan.sirikci@ataturk.org.au

Avustralya Atatürk Kültür Merkezi

2013 AĞUSTOS 13 – SEMİNER: DOĞAL NEFES VE SAĞLIKLI YAŞAM

AAKM-DUYURU-2013.08.13.AynurYanar-DogalNefes-Graphic

DOĞAL NEFES VE SAĞLIKLI YAŞAM

Ücretsiz Nefes Tanıtım Çalışmaları

Avustralya Atatürk Kültür Merkezi aylık Toplumla Kucaklaşma Seminerleri kapsamında Ağustos 2013 programı, Sağlıklı Yaşam ve Nefes Koçu Sayın Aynur Yanar tarafından sunulmuştur.

Bu çalışmada;

  • Limitleyici nefes alışkanlıklarımızın bizi nasıl etkilediğini,
  • Nefesimizi limitliyor ve çarpıtıyor olmanın yarattığı fiziksel, duygusal, mental ve ruhsal rahatsızlıkları,
  • Problemlerimizden özgürleşmek, daha sağlıklı, başarılı, maddi manevi daha bol, huzurlu, mutlu olmak, sevgi ve anlayış içerisinde bir yaşam yaşamak için neler yapmamız gerektiğini,
  • Doğal Nefesin ne olduğunu,
  • Nefesin açılmasının, doğal nefes almanın bize fiziksel, mental, duygusal ve ruhsal seviyede ne gibi yararlar sağlandığını,
  • Doğal Nefese nasıl sahip olacağımızı,
  • Nefesimizi açmak, limitleyici nefes alışkanlıklarımızdan arınmak için ne yapmamız gerektiğini,

Teorik bilgiler ve uygulamalar ile sunulmuştur.

EĞİTMENİMİZ AYNUR YANAR’IN DOĞAL NEFES İLE İLGİLİ VERDİĞİ BİLGİLER SONRASINDA TAM BİR NEFES SEANSI YAPILARAK, SEANS SONRASINDA NEFES ALIŞKANLIĞIMIZDA İLGİLİ BİLGİ ALINMIŞTIR.

  • Nefes kapasitemizin ne kadarını kullanıyoruz?
  • Nasıl nefes alıyoruz?
  • Nefes alış veriş şeklimiz yaşamımızı nasıl etkiliyor?
  • Doğal Nefes alıyor olsaydık yaşadığımız hangi sıkıntılar, problemler ortadan kalkacaktı?
  • Nefes seansı esnasında en çok hangi bölümde zorlandık?
  • Nefesimizdeki problem ne zaman ve nerede ortaya çıkıyor?

DOĞAL NEFES NEDİR?

Nefes demek yaşam demektir, Nefes yoksa yaşam da yoktur.

Çok güçlü bir Kişisel Gelişim ve Sağlıklı Yaşam Tekniği olan Nefes Terapisi; 35 yıldır Avrupa ve Amerika’da uygulanmaktadır. Kurucusu Amerikalı Judith Kravitz olan “Transformal Nefes”, son 10 yıldır da Turkiye de Nevşah Fidan tarafından “Doğal Nefes” adı altında uygulanmakta ve yaygınlık kazanmaktadır.

Transformal Nefes; kişide fiziksel, zihinsel ve duygusal bütünlük sağlayan ve sistemde önemli düzeyde iyileşme gerçekleştiren ve kişinin ruhsal yapısını güçlendiren güçlü bir tekniktir.

Sekiz çocuk annesi bir metafizik doktoru olan Judith Kravitz; kendi iradesi ile kanseri 1979 yılında ilaçsız ve ameliyatsız olarak nefesin gücüyle iyileştirip; kanser yerine nefesin gücüne yoğunlaşıp, O`na teslim olarak hastalığını yenmiştir.

Bu teknikle yapılan terapi, nefes sistemimizdeki blokajların açarak, oksijenin vücutta kesintisiz dolaşımını sağlar. Doğal etkisi nedeniyle dönüşüm geçirme sonucu yaratan nefes fiziksel, ruhsal ve duygusal her aşamada iyileşme sağlayan doğal bir süreçtir. Nefes alışkanlığımız, düşünce sistemimizden tutunda yaşamı algılayışımıza kadar her şeyi doğrudan etkiler. Yani nasıl nefes alıyorsak öyle yaşıyoruz demektir. Doğal nefesle yıllardır içimizde tuttuğumuz, biriktirdiğimiz, bizi hasta, yaşlı, ya da problemli hissettiren, korkutan, endişelendiren, limitleyen tüm o bastırılmış duygularımızdan arınıyoruz, sağlıklı ve neşe dolu oluyoruz ve tıpkı çocukların o bitmeyen enerjisi gibi mükemmel bir enerji üzerimize akmaya başlıyor. Geçmiş limitler, duygular gittiğinde arzuladığımız yaşam için yer açılıyor diyebiliriz. Cildimiz, yüzümüz, gözlerimiz ışıl ışıl oluyor, kendimizi saf, dingin, güvende özgür ve rahat hissediyoruz. En önemlisi hafifliyoruz. Zihnimiz susuyor, daha net düşünüyor, yaşama daha pozitif bakarak sistemimizde yıllardır birikmiş negatiflikleri atıyoruz. Ve nefesimiz değişince çekim alanımız değiştiği için tüm yaşamımız değişiyor, ilişkilerimiz fikirlerimiz, insanların bize davranışları, yaşamın akışı kısaca her şey değişiyor, nefesimiz açıldıkça yaşamımızda açılıyor, kolaylaşıyor ve güzelleşiyor.

Aynur Yanar Kimdir?

Kendi kaleminden…

25 Mart 1969 Adana Ceyhan doğumluyum, 1986 Ceyhan Lisesi mezunuyum. 2006 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi “İktisat” bölümünü bitirdim. 19 yaşında (kız) ve 12 yaşında (erkek) iki çocuk annesiyim. Beş yılı aşkın bir süre kendi ofisimizde serbest muhasebecilik, ardından yaklaşık 3 yıl bir şirkette muhasebe müdürlüğü yaptım. NLP Practioner  ve hafıza teknikleri eğitimini, “Kundalini REİKİ” ve “Usui REİKİ” Masterlik eğitimlerini, Human Design eğitimini ve son olaraktan Landmark Forum, Advance ve SELP eğitimlerini aldım. Kendi kişisel gelişimim adına başladığım bu yolculukta Ağustos 2009 tanıştığım “Doğal Nefes” ile gerçek dönüşümü deneyip yaşamımda yeni bir başlangıç yaptım. “Dünyayı cennete çevirmeden ölmek yok” sloganıyla gönlümün ve ruhumun yapmayı sevdiği nefes ve yaşam koçluğunu profesyonel olarak yapıyor olmanın keyfini çıkarıyorum.

Artık amacım insanlara “Doğal Nefesi” hatırlamalarında rehberlik etmek. Çünkü nefes dünyanın en etkili dönüşüm metodu. “Doğal Nefes” in yaşamımda yarattığı mucizeyi, benim gibi bu yaşamda kendi mucizelerini arayanlara rehberlik edebilmek için Nefes koçluğu yapıyorum ve 2010 dan beri Avustralya da yaşıyorum.

 

Seminer ücretsiz olup tüm topluma açık yapılmıştır. Başarı ile sonuçlandırılmıştır.

Tarih: 13 Ağustos 2013 Salı

Saat: Akşam 7:30pm

Yer: Auburn Town Hall, Summerville Room, 1 Susan Street, AUBURN NSW 2144

 

Toplumla Kucaklaşma Semineri Video 1. Bölüm

 

Toplumla Kucaklaşma Semineri Video 2. Bölüm

2013 TEMMUZ 2 – Toplumla Kucaklaşma Semineri – Türkiye’nin Dünü ve Bugünü

AVUSTRALYA ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ TOPLUMLA KUCAKLAŞMA SEMİNERLER SERİSİ BÜYÜK BİR BAŞARI İLE DEVAM EDİYOR

AAKM Makale - Hürriyet - ÖmerCan Banner 2013.v2 Small

Toplumla Kucaklaşma Semineri Video

 

 

Toplumla Kucaklaşma Semineri Slideshow

[gview file=”http://www.ataturk.org.au/wp-content/uploads/pdf/AAKM-Presentation.2013.07.02.TurkiyeninDunuVeBugunu.pdf”]

 

Avustralya Atatürk Kültür Merkezi (www.ataturk.org.au) her ayın ilk salı akşamı hazırladığı Toplumla Kucaklaşma Seminerler Serisinin, Temmuz 2013 konusu; Türkiye Cumhuriyetinin Atatürk’ün önderliğinde başlatılan girişimlerle nasıl dünyanın 17. büyük ekonomisi konumuna gelmesiydi.

Emekli Kimya Mühendisi Sayın Yılmaz İzdeş beyefendi, uzun yılların verdiği bilgi birikimini toplumla paylaştı. Osmanlı zamanından başlayan genel tarihe bakış ve medeniyetlerin temelini oluşturan ana konuların irdelenmesi ile başlayan seminer, Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda, içinde olduğu zor ekonomik ortamı masa üzerine yatırdı.

Atatürk’ün akıllı projeleri ve dahi öncülüğünde gerçekleştirilen, sosyal ve ekonomik girişimlerin neler olduğunu açıklayan Sayın İzdeş; dünyaya örnek olan bir kalkınmanın temellerinin nasıl atıldığını ve gerçekleştirildiğini örnekleri ile sundu. Atatürk önderliğinde yapılan Şubat 1923 İzmir İktisat Kongresinin bu temelleri nasıl attığını ve alınan kararların ne derece yerinde olduğunu vurguladı.

Tarımın, sanayileşmenin ve halka verilen hizmetlerin sıfırdan başlatılması ve Türkiye’nin büyük bir hızla nasıl birinci dünya savaşı sonunda yapılan zeki planlamaların ve üstün çalışkanlığın ürünü olarak ikinci dünya savaşına gelindiğinde, kendi kendine yetebilen bir ülke olduğunu vurguladı. İsmet İnönü’nün başarılı dış ve iç politikaları ile, ikinci dünya savaşına girmememizin bu başarının devam etmesini sağladığını ve ekonomik ilerlememizdeki büyük rolü olduğunu da ifade etti.

1920 yılından başlayan ve 1938’e kadar Atatürk döneminde yapılan tüm işlerin tek tek sıralandığı ve bir çoğunun Türkiye’nin gelişmesinde olan anlam ve öneminin üzerinde duran konuşmacı, 1939 dan sonra oluşturulan Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT)’ler hakkında da ayrıntılı bir liste ile günümüze kadar elde edilen ekonomik değerlerin incelemesinde bulundu.

Diğer konu başlıkları da Türkiye’de özel sektörün gelişmesi, ithal ikameci sanayileşme, savaşa girmemek, dünya ile barış içinde yaşamak, Köy enstitüleri 1940-1954, Truman doktrini – 137 milyon dolar Marshall  Yardımı (kredisi) 1948-1951 , 1960’larda yabancı ülkelere göç (Avrupa ve Avustralya), Eğitim, Sağlık, Hukuk, 24 Ocak 1980 kararları, eşit olmayan değişim (unequal exchange), Özelleştirmeler, piyasa ekonomisi, neo-liberal politikalar, küreselleşme (globalism), yüksek faiz, yüksek enflasyon, yüksek devalüasyon…

Türkiye nüfusunun nasıl kırsal bölgelerden şehirlere göç ettiğini ve bunun ekonomiye ve özellikle tarıma ve hayvancılığa olan zararları üzerinde duruldu. Yılmaz İzdeş, en büyük zenginliğimizin hala insan gücümüzün ve her alandaki yüksek beceri ve çalışkanlığımızdır dedi. OECD – ORGANISATION FOR ECONOMİC COOPERATION AND DEVELOPMENT (EKONOMİK  İŞBİRLİĞİ VE GELİŞME ÖRGÜTÜ) çizelgelerin de son sırada yer alıyor olmamızın sebepleri üzerinde de durulan seminer de; özellikle son 5 yıldır yapılan KİT’lerin özelleştirilmesi ile verdiğimiz kayıplar ve yakın ve uzun vade içinde olacağımız ekonomik çöküşün sanayileşmenin hemen hemen yok olması, üretim karlarının yabancı şirketler tarafından yurt dışına çıkması, tarım ve hayvancılığın yok olmasından dolayı olduğunu dile getirildi.

 

Haber:

Ömer Can Şirikçi

omercan.sirikci@ataturk.org.au

AAKM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

2013 MAYIS 28 – ERMENİ MESELESİNİ NE KADAR BİLİYORUZ?

AAKM Makale - Hürriyet - ÖmerCan Banner 2013.v2 Small

ERMENİ MESELESİNİ NE KADAR BİLİYORUZ?

Toplumla Kucaklaşma Semineri Video

 

Toplumla Kucaklaşma Semineri Slideshow

[gview file=”http://www.ataturk.org.au/wp-content/uploads/pdf/AAKM-Presentation.2013.06.04.Ermeni-Sorunu.pdf”]

 

Avustralya Atatürk Kültür Merkezi (www.ataturk.org.au) 4 Haziran 2013 günü akşam saat 7:30 da Auburn Town Hall Sommerville Room’da her ayın ilk salı günü yaptığı Toplumla Kucaklaşma Semineri 3. toplantısında çok önemli bir Avustralya gündem konusu üzerine, genç ve dinamik bir araştırmacı arkadaşımızın sunacağı “Ermeni Meselesini Ne Kadar Biliyoruz?” adlı bir seminer düzenlemektedir.

Seminerin amacı, toplumu Ermeni Sorunu hakkında bilgilendirmek. Özellikle Avustralya’da NSW Parlamentosunun 1 Mayıs’da Üst Yasama Konseyi ve 8 Mayıs’da Alt Konseyde sözde Ermeni soykırımı iddiasına, birde sözde Yunan ve Asuri soykırımları da olmuştur, hatta bunlara ANZAC’lar da şahitlerdir diyerek, bir oldu bitti ile her iki ayrı konseyinde kabul etme ve Türkiye’yi kınama kararı almaları ardından, verilecek bir seminerle toplumu aydınlatmanın çok yerinde ve faydalı olacağına yönetim kurulu tarafından oy birliği ile karar verilmiştir. Tüm aklı başında olan Türk asıllı Avustralyalı vatandaşları ilgilendiren bu konuya duyarlı olmaları için tüm toplumumuzu uyarıyor ve seminere katılmalarını bekliyoruz.

Benim sözde Ermeni soykırımı hakkında yeteri kadar bilgim var, ben bu konuda çok okudum, iyi bilirim diyenlerin bile gelmesi, hatta bu şahısların bizzat katılımları, rica olunur. Neden diyeceksiniz, açıklayayım. Sözde soykırım iddialarının asılsız, düzmece, sahte uydurulmuş delil diye önümüze sürülen saçmalıklar olduğunu bilmemiz yetmiyor. Avustralya’da Türk aleyhine planlar uzun zamandan beri yapılıyor ve bize zarar vermek isteyenlerin kim oldukları, kimleri kullandıkları ve nasıl bu işlerde başarılı olduklarını anlamamız ve buna göre tedbirlerimizi almamız artık bir şart oldu.

Şu anda yaşadığımız problem, öyle aman sen de, ne olur, daha önceden de böyle şeyler oldu, karar alsalar ne olur, diye gelip geçiştirilecek gibi değil. Yapılanlar Türklere ve Türkiye’ye kasıtlı olduğu için, düşmanların planları ve verebilecekleri zarar tüm Türkleri ve gelecek tüm nesilleri bile olumsuz boyutta etkileyecek düzeyde. Düşünün bundan üç beş sene sonra hatta belki daha da yakın bir zamanda, Avustralya Federal Parlamentosu bir karar alıp yasa olarak bu safsata sözde soykırımları gerçektir diye kabul etti ve kınadı diyelim. O zaman hiç bir Avustralya vatandaşı hayır olmamıştır, yalandır, dolandır, devlet bir hata yapmıştır diyemez ve dediği zaman kanunları çiğnemiş olur. Aramızda konuşmamız ve olmamıştır dememiz bile yasak olacak, ulu orta konuşanlar yasal cezalara çarptırılacaktır. Daha ötesi okullarda çocuklarımızı, sosyal hayatta biz yetişkinleri kışkırtıp gurularımız ile oynayanlar olduğunda öfkesini şiddetle ifade edenler haksız yere suçlu duruma düşeceklerdir. Bu olaylar büyüyüp etnik kutuplaşmalar ve şiddet olaylarına dönüşme olasılığı da fazladır. Hatta daha ötesi, durumu Müslüman-Hristiyan kavgasına çekmek için provoke edenler bile olacaktır. İşte bunun için kendimizi iyi eğitmeli, bize düşmanlık yapanları iyi tanımalı ve kullandıkları kişilere, medeni bir şekilde ne kadar hatalı olduklarını anlatmaya çalışmamız lazımdır.

Türk asıllı Avustralya’daki tüm organizasyonların, kurum ve kuruluşların bir çatı altında toplandığı Avustralya Türk Birliği (İngilizce adı ile Australian Turkic Alliance www.australianturkicalliance.org.au) tarafından bir alt kol olarak, NSW eyaletinde gönüllü profesyonellerden oluşan bir lobicilik ekibi kurulmuştur. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi bu ekip çeşitli çalışmalarda bulunmuş ve halen de bulunmaktadır. Geçtiğimiz hafta NSW parlamentosunda bir milletvekili ile çok olumlu bir görüşmede bulunulmuştur. Bu hafta da bazı diğer milletvekilleri ile randevu alınabildiğince görüşmeler sürdürülecektir.

Avustralya Türk Birliği 16 Haziran Pazar günü sabah saat 11:00 de Sydney Martin Place’de ANZAC anıtının önünde başlayacak bir protesto yürüyüşü düzenlemektedir. NSW Parlamentosunu Protesto Yürüyüşüne tüm Türk asıllı toplum üyelerinin katılması ve sesimizi yüksek bir sesle duyurarak parlamento binası önüne yürümemiz çok önemlidir. Bu protesto bizim yasal bir hakkımızdır. Konu sadece Türk asıllı Avustralyalıları ilgilendirmemekle beraber, Türkiye ve Avustralya arasındaki sağlam ANZAC-Mehmetçik üzerine kurulmuş dostluğumuzda tehlike altındadır. Oy toplamak için bir takım düzmecelerle Avustralya kamuoyuna bu yalanları gerçektir diye yutturmaya çalışan politikacılar, ileride etnik gerginlik ve çatışmalar yaratabilecek ortamların temellerini atmaktadır. Bu konu duyarlı her Avustralya vatandaşını ilgilendirmektedir.

Çok-kültürlü bir ülke olan Avustralya ve bununla gurur duyan bizler ve çocuklarımızın geleceğini güzel bir şekilde geçirmesi için sizleri Avustralya Atatürk Kültür Merkezi seminerine 4 Haziran salı akşamı 7:30’da ve NSW Parlamentosunu Protesto Yürüyüşüne 16 Haziran’da sabah 11:00’de Sydney Martin Place’de bekliyorum. Görüşmek üzere sağlıcakla kalın.

 

Saygılarla,

Ömer Can Şirikçi

omercan.sirikci@ataturk.org.au

AAKM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Bu Makale  Hürriyet Avustralya Gazetesi 22. Sayısında 28 Mayıs 2013 tarihinde yayınlanmıştır.

2013 MAYIS 21 – DOĞAL KAYNAKLARIMIZ TİCARETLEŞMESİN!!!

AAKM Makale - Hürriyet - ÖmerCan Banner 2013.v2 Small

DOĞAL KAYNAKLARIMIZ TİCARETLEŞMESİN!!!

Toplumla Kucaklaşma Semineri Video

 

Avustralya Atatürk Kültür Merkezi (AAKM) bu yıl Sydney’de bir ilk olan girişimde bulunup, her ayın ilk salı günü düzenlediği, topluma açık yönetim kurulu toplantısı büyük ilgi görüyor.

6 Mayıs salı günü yapılan toplantıda başkanımız Fevzi Özdemir, çok önemli ve aynı derecede de üzücü bir gerçekle topluma seslendi.

Konumuz Türkiye’nin doğal kaynakları ve başlığımız “Suyuna, Vatanına, Toprağına Sahip Çık!!!” idi. Fevzi Bey başlığı beyaz tahtaya yazınca kendi kendime sordum, ne demek ti bu? Belli ki vatanı ve milleti ilgilendiren bir konuda bilgilendirecekti bizi. Bilenler bilir, Fevzi Bey çok okuyan, aydın ve güler yüzlü “Bakkal Amcamızdır”. Ben daha gencim öğreneceğim daha çok şeyler var, hür dikkat dinledim ve şaşırdım, sinirlendim de o akşam.

Konu hakkında bir miktar bilgim vardı ama yüzeysel. AKP hükümetinin vatanın her köşesini özelleştirme diyerek sattığını, sermaye edip telef ettiğini çok iyi biliyorum. Geçtiğimiz haftalarda Sümerbank hakkında yazmıştım. Fevzi Abi konuşup, anlattıkça başka bir yaramızın acısını çekmeye başlayacaktım.

O gece her zaman olduğu gibi bu yeni konuda, İnternet’den daha ayrıntılı bilgi edindim. Konumuz Türkiye’nin atardamarları olan akarsuları, Anadolu’nun çok ama çok önemli doğal kaynakları. Bu konu özerinde en çok çalışıp, emek veren de Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beyza Üstün hanımefendi.

Üstün, hidroelektrik santrallerinin (kısa adı ile HES) doğal kaynakların ticarileşmesini sağladığını ileri sürerek, ”Artık enerji konusunda dışa bağımlı değil şirketlere bağımlı olacağız” diyor. Sümerbank sürecinin bir başka emsali bu olanlar ki ne yazık.

Anladığıma göre problemin aslı 2005 yılından beri belirlenmiş ve tedirgin halk ve aydınlar bağımsız, çağdaş bir birliktelik başlatmışlar. 2005 yılında kurulan “Derelerin Kardeşliği Platformu, Gönüllülük esasına bağlı; çevreye, doğaya, ülkemizin doğal zenginliklerine, doğal yaşam alanlarına sahip çıkan, hukukun üstünlüğüne inanan, demokrasiye bağlı birçok sivil toplum kuruluşu ve oluşumunun bir araya geldiği, hiçbir fondan veya sponsorluktan faydalanmayan, herhangi bir kurum veya kuruluştan herhangi bir yardım ve destek almayan, herhangi bir grup veya lobicilik faaliyetiyle ilişkisi olmayan ve de herhangi bir hiyerarşik yapısı bulunmayan bağımsız bir halk oluşumudur.” deniliyor http://derelerinkardesligi.org İnternet sitesinde.

Prof. Üstün, Türkiye’de tüm doğal varlıklara saldırı yapıldığını ileri sürüyor. Bugün gelinen noktaya bakıldığında Türkiye genelinde 2 binin üzerinde hidroelektrik santrali (HES) inşaatı olduğunu ve bununla şirketlerin 49 yıllığına derelere sahip olacağını belirten Üstün, ”Bunların yanı sıra bir de mikro HES’ler bulunmaktadır. Bu kapsamda, hiç akmadığı düşünülen dere parçalarının da şirketlere devredilmesi için yasal işlemler yapılmıştır” diyor.

Prof. Üstün 2011’de şunları da söylemiş ”HES’ler, doğal kaynakların ticarileşmesini sağlamaktadır, artık enerji konusunda dışa bağımlı değil şirketlere bağımlı olacağız. Önümüzdeki dönemlerde kim para öderse o kullanma ve içme suyuna sahip olacak. Büyük kentlerde bunun altyapısı hazırlanmaya başlandı. Bazı kentlerde ön ödemeli sayaçlar takılıyor. Kontör gibi su alınacak. Parası olmayan su alamayacak, kontörü biten susuz kalacak. Bu sistem ev, tarım arazileri ve her alanda kullanılacak.”

HES inşaatlarının önemli doğal tahribatlara neden olduğu ve can güvenliği sağlanmadan çalışan işçilerin canına da mal olduğu bilinmekte. Bu konuda bir çok konferanslar ve yürüyüşler düzenlenmiş, hatta davalar açılmıştır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011 yıl genel seçim öncesi Hopa mitingi öncesi çıkan olaylarda polisin biber gazı sıkması sonucu fenalaşan ve kaldırıldığı hastanede kurtarılamayan emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümünün 2’inci yıldönümü 31 Mayıs’da olacak. Hakkını aramak isteyen, vatanını doğasını savunan, zarar görmesini istemeyen halk işte böyle cezalandırılıyor ne yazık ki. Hopa Belediye Parkı’nda bu yılda binlerce vatandaş toplanacak ve hak hukuk arayacak. Fakat HES yapmak uğruna yerli ve yabancı sermayeli özel sektör ve yöredeki bürokratların el birliğiyle hukuk çiğneyecek yine.

Üstüne üste Başbakan Erdoğan’ın protesto ettikleri için haklarında dava açılan 60 Hopalı vatandaşımız yargılanıyor. Adliye önünde toplanan Hopalılar ise “Doğayı ve yaşamı savunanlar yargılanamaz” diyor. Gelin düşünün bu olaylar Avustralya’da olsun, kimin haddine doğaya zarar vermek, yada topluca başbakana karşı gösteri yapıyor diye yargılanmak.

HES adıyla yapılmak istenen santrale karşı yurttaşların açtığı davalar sürerken, izinsiz şantiyeler kuruluyor, ağaçlar kesiliyor, yollar yapılıyor. Yasalardaki açık hükümler, dünyada koruma altında olmasının yanı sıra Orman ve Su İşleri Bakanlığınca da korunup yetiştirilmesine çalışılan günlük ağaçlarının doğal üreme koridoru olan yöredeki tahribatı önlemeye yetmiyor. HES inşaatları yeşil örtüye ve canlı yaşama ciddi zararlar veriyor. Bu zararlar öyle kısa vadede onarılacak düzeyde de değil. HES’lerin ırmağı kirletmesi sonucu sudaki balık ve diğer canlılarda ölüyor. HES bölgesinin doğal yapısıyla turizm yönünden ekonomik ve sosyal olarak yerli yabancı birçok turist çeken yörenin doğal yapısının bozulması turizm gelirleri ve halkın geçimi yönünden yöreyi olumsuz yönde etkilemesi de başka büyük bir problem.

 

Saygılarla,

Ömer Can Şirikçi

omercan.sirikci@ataturk.org.au

AAKM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Bu Makale  Hürriyet Avustralya Gazetesi 21. Sayısında 21 Mayıs 2013 tarihinde yayınlanmıştır.

2013 NİSAN 27 – SON ÇANAKKALE GAZİSİ OĞLU TURGUT KAÇMAZ SEMİNERİ

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!DEDİRTEN SEMİNER – 27 Nisan 2013

Seminer Video 1

Seminer Video 2

 

Balkan, Çanakkale ve İstiklal Savaşlarına katılan Mustafa Kemal’in Askeri, Dünyanın en yaşlı son Çanakkale Gazisi, Hüseyin Kaçmaz’ın oğlu, Dünya Barış Elçisi Turgut Kaçmaz, geçtiğimiz Cumartesi günü 27 Nisan 2013 tarihinde Sydney Türk Evinde topluma açık bir seminerde, tüm dinleyenlere duygulu anlar yaşattı.

Auburn Belediyesi Meclis Üyemiz Sayın Semra Batık hanımefendinin, Avustralya Atatürk Kültür Merkezi (AAKM), Australian Turkish Mutual Alliance (ATMA) kuruluşlarının bulunduğu Türk Dayanışma Derneğinde yapılan ve toplumun katıldığı seminerde dinleyicilerle hatıralarını ve Dünya Barış Elçisi olarak yaptığı etkinliklerden bahseden Gazi oğlu sayın Kaçmaz seminerine şu sözlerle başladı;

“Benim dedem, bu vatan, bu millet, bu bayrak, bu din uğruna, 14 yıl savaşır ve Çanakkale’de savaşırken yaralanıp gazi olur. Dumlupınar da büyük başarı gösterdiği için Atatürk tarafından özel İstiklal Savaşı madalyası verilir. 1994 yılında 110 yaşında dünyanın en yaşlı son Çanakkale gazisi olarak vefat eder. Çanakkale 57. Alay Şehitliğinde torunu ile birlikte heykeli olan ben Hüseyin Kaçmaz’ın oğlu emekli öğretmen, dünya barış elçisi Turgut Kaçmaz’ım.”

25 Nisan 1990 tarihinde çekilen, Avustralya’nın en yaşlı Anzac gazisi ile babasının fotoğrafını gösteren sayın Kaçmaz, babasının o günkü törendeki şu anlamlı sözlerini dinleyicileri ile paylaştı.

“Savaş ne denli çirkinse, barış o denli güzeldir. Çanakkale savaşlarından bütün insanlar örnek alacaktır. Gelibolu yarımadası bundan böyle bir barış ve dostluk yarımadası olacaktır.”

1991 yılında babası ile beraber İngiliz Kraliçesinin davetlisi olarak Londra’daki Anzac törenine katıldıklarında, resmi geçit için İngiliz gazileri ve kendilerini taşıyacak üstü açık araca binmeyi reddettiğini ve “Ben Türküm Mustafa Kemal’in Askeriyim, yürürüm dedi ve yüz metrelik mesafeyi hiç bastonuna basmadan yürüdü. Baba ne oldu sana dedim, babam o zaman 107 yaşında idi. Oğul, Çanakkale’de şehit olan arkadaşlarım gözümün önüne geldi. Kucağıma şehit olup düşen arkadaşım gözümün önüne geldi, yüz metre de olsa onların anısına yürüdüm dedi.”

Ben oğulsuz kalayım ama, vatansız kalmayayım diyen bir ananın evladı olan Gazi Hüseyin Kaçmaz, 8 ay 16 gün oluk oluk kan akan Çanakkale savaşlarında bir metre kareye 6000 merminin düştüğü, baba ile oğulun aynı cephede şehit düştüğü bir yer olan Gelibolu yarımadasında gazilik mertebesine ulaşır. Ardından Dumlupınar savaşında büyük başarılar gösterir.

Dinleyicilerine ardı ardına duygulu anlar yaşatan Sayın Kaçmaz, gözlerimizi yaşlara boğdu, milli duygularımızı yükseltti. Hepimiz seminer sonunda ulu önderimizin çok manalı meşhur sözlerini tekrar ettik; “ Ne Mutlu Türküm Diyene!

Haber:

Ömer Can Şirikçi

omercan.sirikci@ataturk.org.au

AAKM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

FOTO GALERİ:

IMG_0554 IMG_0562 IMG_0553 DSC00629 DSC00628 DSC00626 DSC00623 DSC00620 DSC00618 DSC00616 DSC00615 DSC00612 DSC00611 DSC00610 DSC00609 DSC00607 DSC00606 DSC00604 DSC00603 DSC00602 DSC00599 DSC00593 DSC00591

^
Seo wordpress plugin by www.seowizard.org.